Akşam iş çıkışı gittiğimiz parktan eve dönerken internette gördüğüm bu haber karşısında dikkat kesildim. Bir çocuğun diğer bir arkadaşına yaptığı bu muameleden sonra içimi endişe kapladı.
Sonra biraz üzerine düşününce 3 yaşına henüz gelmemiş kızımın parkta maruz kaldıklarını aklıma getirdim.
Çocuklar birbirlerine acımasızca davranıyorlar.
Bu hep böyle miydi acaba? Kendi çocukluğumda hatırlamadığım olayları şimdi her gün görür oldum. Bizdeki zorbalıklar daha çok arkadaş ortamına girememe ya da “Sen iyi oynamıyorsun, bizim takıma almıyoruz” gibi söylemlerdi.
Evet, benim de yaşadığım ilk akran zorbalığı;
ortaokuldayken bir arkadaşımızın beni takımına almaması ile başladı. Sonrasında onun takımına giremeyenlerle bir takım kurup ona rakip olmuştum. Geriye baktığımda çok güldüğüm bir zorbalık. O zamanlar çok üzülsem de.
Bu yaşadığımın adı zorbalıksa şimdi karşılaştıklarımız ne peki?
Bu fotoğrafı gittiğimiz parkta çekmiştim. Şöyle anlatayım kızıma karşı akranlarının ya da daha büyüklerinin tutumunu.
Yeşilli olan merdivenden çıkmaya çalışan kızım Eylül. Önündeki erkek çocuk çıkmasına müsaade etmiyor. Gittiği tarafa doğru kayıp engel oluyor.
Kaydıraktan ters çıkan daha büyük kız ise küçüklerin kaymasına pek müsaade etmiyor.
En tepede parkın üstüne çıkan delikanlı ise sürekli bir tehdit oluyor:)
Evet, bu fotoğrafta 3 zorba ile başa çıkması gerekiyor Eylül’ün:)
Ben ise onları izlerken hiç müdahale etmedim. Zorluklar karşısındaki tutumunu seyrettim. Çocuğumun şu an için taviz veren, karşı tarafa hareket yapmayan, reaksiyon göstermeyip gözlem yaptığını gördüm.
Muhtemelen kızımı engelleyen çocuğun velisi de izliyordur çocuğunu, acaba o ne düşündü çocuğu hakkında?
Aferin oğlum, nasıl da güçlü, kimseye müsaade etmiyor diye mi?
Kaydıraktan çıkan kızın velisi ise, kızım ne güzel ters de çıkabiliyor. Atletik bir kız oldu bu diye gururlanıyor mu acaba?
En tepeye çıkan çocuğun ailesi ise, bizim haytaya bak, tepelerde geziyor. Dağcı olacak herhalde bu çocuk diye mi övünüyor?
Umarım bunları düşünmüyorlardır:)
O zaman bu akran zorbalıklarında bizim aile olarak rolümüz ne?
Bütün bu sorular hakkında bayağı bir kafa yordum. Kimi arkadaşlarımın çocuklarına, “Kendini savun, vururlarsa sen de ona patlat bir tane,” dediklerine çok şahit oldum.
Çivi çiviyi her zaman söker mi?
Ya karşısındakine vuracak kadar güçlü değilse çocuğum,
ya da karşı taraf çok güçlüyse bu çocuğumda özgüven eksikliği yaratmaz mı ki.
Ben tam olarak böyle düşünüyorum, en azından şu anki düşüncelerim böyle diyeyim.
Yoksa çocuğumun bana karşı en ufak vurmasında benim de ona vurmam gerekmiyor mu?
Bu anlam kargaşalarını çocuk beyniyle süzgeçinden geçirebilmesi mümkün gelmiyor bana. Her ebeveyn benim gibi de düşünmek zorunda değil tabii.
Bilgisayar ortamında senin için parkı boşaltıp önündeki tüm engelleri kaldırabiliyorum.🪄
Gerçekte bu mümkün değil tabii ki.
İşin çok zor kızım!
En iyisi kendi sınırlarına müdahale edilmesine izin verme.
Allah tüm çocuklarımızı korusun.
Bir yanıt yazın