MİNİK KAŞİF EYLÜL
İnsanı var eden en büyük özelliklerden birinin merak olduğunu düşünüyorum. İnsan, gördüğü her şey hakkında fikir sahibi olmak, neden-sonuç ilişkisini kurmak istiyor. Kızımın yeni şeyler keşfetmesi de beni hem şaşırtıyor hem de çok mutlu ediyor. Meraklı gözlerle baktığı bu dünya, doğal olarak bizi de sorusuz bırakmıyor. Her anne babanın yaşadığı o sonsuz soru bombardımanı tabii ki bize de uğruyor. 🙂
İlginç olanları not almıştım:)
Örneğin tuvalet eğitimi verdiğimiz günlerde bize şöyle bir soru geldi:
Baba, inekler çok pis. Tuvalete gitmiyorlar. Neden dışarı yapıyorlar?
Her yere yapılmadığını, tuvalete gitmemiz gerektiğini anlatmaya çalışırken bunu açıklamak… İşte orası biraz zor. 🙂 Ama tabii açıklama biter bitmez gelen klasik soru:
Niye?
Keşke ben de birinden Niye? diye hesap sorarken onun özgüvenine sahip olsam.
Okula giderken bir diğer favori sorumuz:
Baba ben neden işe gitmiyorum?
Büyüyünce gideceksin, iş büyüklerin işi… falan.
Ama çocuğa sökmez. Çünkü kızım kendine güveniyor:
Ama ben büyüdüm ki bak!
Evet kızım…
Boyunla özgüvenin arasında ciddi fark var ama…
Bunu nasıl anlatayım şimdi?
Yazın gelen bir diğer efsane soru:
Hava karanlık olmadı ki, neden uyuyoruz?
Çocuğa göre kural net.
Karanlık = Uyku.
Gün geç kararıyor, düzen bozuluyor…
Ve bana bakıp sanki ben güneşi geç batırmışım gibi soruyor.
Baba neden?
Kızım keşke elimde kapatma düğmesi olsa…
Kış aylarına yaklaştığımız bu günlerde:
Baba… Güneş daha uyanmadı ki biz niye uyandık?
Haklı 🙂
Bazı sabahlar ebeveyn olmak tam olarak şöyle bir şey:
Güneş uyanana kadar çocuğa mantıklı açıklama üretmeye çalışan uykusuz bir kahraman olmak.
Ama içten içe de diyorum ki:
Keşke biz de güneşi bekleyerek uyanabilsek kızım.
Bu sabah da güneşten önce uyandık diye gülüşüyoruz artık.
Ve bitmeyen meteoroloji sorguları:
Baba neden yağmur az yağıyor?
Bazen de çok yağar kızım…
Niye hep çok yağmıyor?
Allah öyle istiyor, kızım.
Peki neden istemiyor?
Bak… şimdi…
Bir çocuğa meteoroloji, doğal döngü, ilahi hikmet…
Hepsini aynı anda nasıl anlatayım?
Nereden girdik biz bu konuya? Yağmur damlasından felsefeye bağladık…
Final sorumuz:
Zürafaların neden eli yok baba?
Yani kızım…
Baba olarak çok yetkiliyim ama o kadar da değilim.
Kısaca
Çocuk büyütmek, bilimsel, felsefi ve zoolojik sorularla aynı gün içinde sınava girmek demektir.
Ama itiraf edeyim…
Her, Baba, neden? dediğinde içim eriyor.
Çünkü Eylül sorularla büyüyor… Biraz da bizi büyütüyor.
Şimdilik leylekler bizi nasıl getirdi sorusuna kadar rahatız:)
Biz Eylül’e soru sorduğumuzda “Öyle”, “Çünkü öyle istedim” cevaplarını alabiliyoruz ama bizim öyle bir lüksümüz yok 😆
Biz buna minik Eylül diktatörlüğü diyoruz:)