• Skip to main content
  • Skip to primary sidebar

EL HAMRA SARAYI

Ekim 18, 2025

Evlendikten 1 sene sonra eşimle karar verdiğimiz yurt dışı gezimiz El Hamra Sarayı’ndan bahsetmek istiyorum.

Biraz geç kalmışım.

Ancak üzerinden 6 yıl geçmesine rağmen, duygularım halen taze.

Gittiğim konferanslardan ve okuduğum kitaplardan dinlediğim bir yerdi Endülüs. Uzakta olan ama aslında kendime çok yakın hissettiğim bir yerdi.

İlk yola çıktığımızda birçoğunun ismini bile bilmediği bir bölgenin adıydı Endülüs. Tura katıldığımızda bile şaşkınlık uyandırıyordu, çünkü yaş ortalaması biraz fazlaydı. Daha popüler yerler varken burayı tercih etmemiz turdakileri şaşırtmıştı.

Neresi peki bu Endülüs?

Tam olarak İspanya’nın güneyinde kalıp, İspanya’nın en büyük nüfusuna sahip sekiz şehirden oluşan bir bölgedir.

Zamanında Avrupa’nın ilim olarak en öndeki bölgesiydi, öyle ki bütün bilim gelişmeleri neredeyse buradan çıkıp yayılıyordu.

Gezmeye El Hamra Sarayı’nın olduğu Granada şehrinden başladık. Granada deyince artık futbol takımı yerine aklıma gelen ilk şey

El Hamra Sarayı 🙂

 

İşte bu yazının yazılma sebebi, bizi İstanbul’dan yanına kadar götüren yerin adıdır: El Hamra Sarayı.

250 yıl süren yapımı ve tamamen el işçiliğiyle ön plana çıkan, akıllara durgunluk veren bu sarayı benim yazıma sığdırmam tabii ki mümkün değil.

Ancak bizde iz bırakan yanlarından bahsedebilirim.

Sarayın neredeyse tamamında dikkatimizi çeken yazı:

La galibe illallah

Her yeri bu ayet ile döşenmiş muhteşem bir sarayda gezinmek çok duygulandırmıştı.

Nedir bunun hikmeti diye merak ettiğimde, bu saray yapılırken her şeyin tek galibi Allah’tır yazmanın sırrı da neyin nesiydi?

Dönemin her alanda en ileride olan bu bölgesinde, bu ihtişamda hiçbir şeyin kendilerinden marifet olmadıklarını biliyorlardı. Eğer bu güzelliklere kapılıp da bunlara sebep kendi marifetleriymiş gibi görmeyelim diye her yere yazmışlar ki bir an bile unutmak istememişler.

Elbette her şeye gücü yeten tek galip Allah’tır.

 

İçerideki peyzaj ve bakım da çok dikkatimizi çekmişti. Müslüman İspanyası olarak bilinen bu bölgenin, Hristiyan bir yönetim tarafından özenle korunuyor olması da sevindiriciydi.

Bizim ülkemizdeki tarihi miraslardan alıştığımız, el emeği göz nuruyla yapılmış duvarlara tabela çakmamışlardı. Klima dış üniteleri yoktu. Sarayın en özel yerine işletme adı altında bir kafeterya yoktu. El işlemeleri alçı sıva ile kapatılmamış, dahası öne çıkarılmıştı.

Belki de onlar bilmiyordur, biz doğrusunu yapıyoruzdur!

Koca saraya bir kantin yapılmaz mı canım! Kantin yok diye susuz kalmadık tabii 🙂 Sarayın her tarafındaki çeşmeler aktif ve içilebilir olduğu söylendi.

Biraz da bu muhteşem yapıyı dışarıdan izlemek istedik. Bu yazıyı yazarken fark ettim ki çok özlemişim Endülüs’ü.Zaten anlatmayla bitmesi mümkün değil.

Maksat ağzınıza bir parmak bal çalmak:)

Belki bir gün tekrar görüşürüz.

Umarım gitmeyen herkese nasip olur.

Reader Interactions

Comments

  1. Gönül says

    Ekim 19, 2025 at 5:23 am

    Ne kadar güzel anlatım… Sizler gibi Aşkla sevgiyle.. 🙏🧿
    Benim de gitmek isteyipte şimdilik gidemediğim yer.

    Yanıtla
    • fatihkamci says

      Ekim 19, 2025 at 6:24 pm

      teşekkürler:) inşaallah en yakın zamanda gidersin.

      Yanıtla
  2. Neşe Kamçı says

    Ekim 19, 2025 at 10:40 am

    Tekrar buluşmak dileğiyle ❤️

    Yanıtla
    • fatihkamci says

      Ekim 19, 2025 at 6:26 pm

      özledik ❤️

      Yanıtla

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Primary Sidebar

Son Paylaşımlar

  • RAFLARDA YOLCULUK
  • UMURSANMAK
  • KIZIMA MEKTUP 2
  • ÇOCUKTAN GELEN SORULAR
  • YÜZLEŞME

Hakkımda

Copyright © 2026 · eleven40 Pro on Genesis Framework · WordPress · Log in