İstanbul’da Umursamayı Unutmak
Telaşa düşüyoruz.
Yarını düşünürken bugünü kaçırıyoruz.
Gelecek planları, hayaller, yapılacaklar derken; en temel şeyi, anı fark etmeyi unutuyoruz. Belki de daha kötüsü, birbirimizi umursamayı.
Bugün, kızımın ve eşimin evde olmadığı bir günde, kendimi İstanbul sokaklarına attım:)
Hafta içi her gün kızımı okula götürmek için mecbur olduğum, kullanmayı kendime zul gördüğüm arabayla değil, beni özgür hissettiren toplu taşımayla…
Artık İstanbul’da trafik, otopark, stres derken içimde zerre araba hevesi kalmadı zaten.
Toplu taşıma bana hala şehri hissettiriyor. Ama aynı zamanda bir gerçeği de yüzüme vuruyor.
Metroda fark ettim ki artık kimse kimseyi umursamıyor.
Herkes yalnız. Daha doğrusu yalnızlığa gömülmüş halde. Gözler telefonda, kulaklar kulaklıkta, zihinler başka yerlerde.
Klişe şeylerden bahsetmeyeceğim; birinin birine yer vermemesi değil mesele.
Kapının önünden geçebilmek için bile kenara çekilmeye tenezzül etmiyoruz artık.
Birbirimizin varlığını fark etmiyoruz. Aynı vagondayız ama aynı yerde değiliz.
MESİH ALİ PAŞA CAMİİ
HOŞGELDİNİZ
İkindi vakti girdiğim Mesih Ali Paşa Camii imamının söylediği basit bir “hoş geldin” içimde tuhaf bir sıcaklık bıraktı. Çevresindekileri fark eden, varlığını hissettiren küçük bir kelimeydi halbuki. Ama hızla akan hayatın içinde, böyle anlar insana iyi geliyor. Orada anladım ki sözlerin asıl gücünün bıraktığı tesir olduğunu. Çünkü her şey gerçekten çok hızlı akıyor.
Abarttığımı düşünebilirsiniz; ancak yıllarca hastanede kayıt yaparken bir ‘kolay gelsini’ duymayı bekleyince..
İnsan umursanmanın ne demek olduğunu farkediyor.
Namaz sonrasında hocanın yanına gidip teşekkür ettim. Kendisi de şaşırdı bu duruma.
Hocam, hiçbir imamdan görmediğim şeyi yaptınız. Namaza durmadan arkanızı dönüp ‘hepiniz hoş geldiniz’ diyerek çevrenizdekileri değerli kıldınız.
Benim bu sözlerime çok sevindi. Diğer türlüsü bana çok soğuk geliyor diye ekledi kendisi. Allah razı olsun ondan.
Umursanmak çok güzel..
Belki de sorun büyük değil.
Belki çözüm de basit:
Bir “hoş geldin”,
bir adım kenara çekilmek,
bir an durup etrafımıza bakmak.
Yarını düşünmek güzel. Hayal kurmak da öyle.
Ama anı kaçırmadan, insanı unutmadan…
Üç aylara girdik; Allah’ın rahmetine ve umursamasına layık olabilmek dileğiyle.
Bir yanıt yazın