Bir dilek tuttum…
Yıllar geçtikçe doğum günlerimdeki tutum ve davranışlarım değişiyor. Eskiden eğlenmek, pastadaki mumu üflemek ve yeni bir yıla girmenin sevincini yaşıyordum.
Ya şimdi…
Geçirmiş olduğum senelerde yapamadıklarım ile ilgili düşünceler ve önümüzdeki senelere sığdıramama endişesi.
Belki de yaş almanın doğasında bu var.
Belki de yaş farkımın bir hayli yüksek olduğu kızıma yetişememe endişesi. Sahi bunları düşünüp anı kaçıracak değilim. Geçmiş ve gelecekten öte yaşadığımız anın çok kıymetli olduğunu artık yeni yaşımda öğrendim.
Telaşe memuru;
Yeni yaşımda telaş etmemeyi de diledim. Oradan oraya savrulmaktansa geri kalan yaşamın tadını çıkarmayı da..
Bu da sakinlikle olduğunun farkındayım artık. Yemeklerimin bile bir telaş içinde olduğunu bilmeme rağmen durduramıyorum kendimi. Hele sabahki evden çıkışlarımız, sürekli yetişme çabamız. Herhalde sakinliğime en çok eşim sevinecek:)
Zamanımın bu yüzden mi çabuk akıyor diye de kendime sormadan edemiyorum.
Durun, mumları üflemeden bir dilek daha tutuyorum:
Bir dikili ağacım olsun bu hayatta..
Diğer bir dileğim ise canım eşimden bir MacBook 🙂
Bir yanıt yazın