Ölümü Unutmak mı, Ondan Korkmak mı?
Bâri tabutum uzun olsun” diyen cüceye
“Colormatic rica ediyorum” diyen âmâya
“Başınızı ağrıttım özür dilerim” diyen dilsize
“Sesini biraz kısar mısınız?” diyen sağıra benzediğimi hissediyorum bazen.
Süreyya Berfe
Son zamanlarda yaşadığım ani bir ölüm haberiyle içimde derin bir sarsıntı oldu.
Belki de uzun süredir kaçtığım o yüzleşme nihayet beni buldu.
Yirmi bir yıl önce annemin ölümünden sonra, küçük bir çocuğun aklıyla üzerini örtmüştüm ölümün.
Yokmuş gibi davranmıştım.
Sanki unutursam acı da geçecekti.
Ama öyle olmuyor.
Aslında ölümden değil, ölümün hatırlattığı acıdan korkuyormuşum.
Sevdiklerimin yokluğuyla yüzleşmekten.
Korkularımızı bastırmakla onları susturamıyoruz, sadece daha derine itiyoruz.
Ve bir gün aniden gelen bir ölüm haberiyle o bastırılmış korku yeniden karşımıza dikiliyor.
Oysa ölüm, doğum kadar doğal.
Her gün bir yerlerde sessizce yaşanıyor, tıpkı bir nefes gibi.
Ben bunu görmezden gelmişim.
Ama artık biliyorum,
Korkulması gereken şey, ölümü unutmak.
Bunca yıl zihnimden kaçırdığım bu duyguyla yeniden karşılaşınca,
ölüme hazır olmadığımı fark ettim.
Daha doğrusu, onunla ilgili hiç hazırlık yapmadığımı.
“Bakma saatine ikide birde!
Halin neyse, saat onun saati.
Saat tutamaz ki, ölü kabirde;
Zamana eşyada gör itaati!”
Necip Fazıl Kısakürek
Üstad ne güzel söylüyor:
Zamana direnmenin, onu durdurmaya çalışmanın ne kadar boş olduğunu…
Biz zamanı değil, kendimizi kandırıyoruz.
Bugün bu yazımı, Osman dedemin evinin önündeki sonbaharını yaşamaya başlamış dut ağacının altında düşündüm.
Yapraklar bir bir sararıyor,
Sessiz, gösterişsiz ama derin bir teslimiyetle.
Belki de sonbaharın en büyük dersi bu.
Kaybetmek, aslında yeniden başlamanın bir biçimi.
Allah, bu sessiz ibreti kalplerimize işler de,
bizleri ilkbaharlara umutla hazırlananlardan eylesin..
Ciciannem🥲🤍mekanı cennet olsun
amin. Ciciannem sesi hala kulaklarımda.
Bu kadar mı güzel anlatılırdı ölüm evet her an herşey olabilir derecesinde düşünmek lazım dı hayatı belkide korktuğumuz için düşünmüyoruz kuzen yüreğine sağlık
Hatırladıkça olgunlaşıyoruz..
İnsan bir yolcudur. Sabavetten gençliğe. Gençlikten ihtiyarlağa. İhtiyarliktan kabre. Kabirden haşre. Haşirdenden ebede kadar….
Her durak bir imtihan, her menzil bir hatıra..
Ölüm mü? içimizi yakan sevdiklerimizin ölümümü, yalnız kalan biz miyiz mezarlıklarda bıraktığımız bayram dan bayrama ziyarete gittiğimiz sevdiklerimiz mi?
Orası muamma. Belki de en derin mezar içimizde.