Uzun zamandır istediğimiz Ankara ziyaretini gerçekleştirdik.
Tabii ki istediğimiz yerlere gitmek ne kadar güzel olsa da, insanların beklendikleri yerlere yaptıkları ziyaretler, gittikleri yeri bir o kadar da özel yaptığını düşünüyorum. Bizi burada bekleyen ailemizin diğer yarısı; ablam, eniştem ve biricik yeğenlerim.
Gerçi kızımız Eylül’ü bizden daha çok beklediklerine eminim:)
“Eylül’ü okuldan alıp Ankara’ya gidiyoruz” dediğimde ki sevincinden onun da çok mutlu olacağını anlamak zor değil.
İlk günümüz Melek ablasını okula bırakmak ile başladı. Sol tarafındaki eniştem ise Eylül için izin alıp zamanını onunla geçirmeyi planlamış bile 🙂
Eniştemin meslek hastalığı olsa gerek, kendimizi Mercedes’lerin içerisinde bulduk.
Satış görevlisiyle yaklaşık 20 sene sonra kızım için araba almaya geleceğimiz konusunda anlaştık 🙂
ULUS-ANAFARTALAR-SAMAN PAZARI
Arabamızı biraz uzaklara park ettikten sonra kendimizi yorgun sokakların arasında bulduk.
Ankaragücü destekçisi olmak zorundasınız bu sokaklarda 🙂
Her suçun serbest olduğu memleketimizde bazı yasakların kendini koruyor olması güzel 🙂
ANKARA'DA BALIK
Hiçbir denize kıyısı olmayan Ankara’nın en taze balığı satma iddiası ise kafamı kurcalayanlar listesine girdi bile 🙂
En taze balık Ankara’da olsa da dükkan ismi İstanbul’dan güzel, senaryo.
Rastgele:)
Simitlerle köpekleri beslediğimize göre dönme vaktimiz gelmişti. Kendine ait hissettiğin yerlerde dolaşmanın mutluluğuyla eve dönüş yolundayız artık.
Biz büyükler olarak fazlasıyla dolu geçen bir günün, Eylül için halen eksik, içinde park olmayan bir günü yaşanmamış sayarım edasıyla okuldan dönen melek ablası ve Efe abisiyle eğlenmeye devam etti.
İşte huzurlarınızda düşürmeyen kaydırak:)
Bu sevimli ve samimi Ankara yazısı için çok teşekkürler..
Kaleminize sağlık:))
çok teşekkürler.Ankara’nın samimiyetini hissettirebildiysem ne mutlu bana 😊
Paylaşımlarınızı severek takip ediyorum.Bir Ankaralı olarak Ankarayi farklı açılardan keşfetmek çok güzel oldu emeğinize sağlık
çok teşekkür ederim güzel dilekleriniz için.