Bu aralar sıklıkla karşılaştığım eş dostta duyduğum can sıkıntısı!
Belki de bendeki de can sıkıntısıdır, düşününce:)
Araştırınca 2 farklı sıkıntı halini görebiliyoruz.
1- Geçim sıkıntısı
2- Can sıkıntısı
Geçim sıkıntısı, maddi olarak zaman zaman herkesin yaşayabileceği bir sıkıntı. Ancak can sıkıntısı öyle mi?
Maddi durumu iyi olanın da olmayanın da karşılaştığı, içinde bulunduğu bir his.
Ancak geçim sıkıntısı yaşayan birisine can sıkıntısından bahsettiğimizde, onun için hayati bir öneme sahip olmadığını görürüz.
Bilmem ki nasıl anlatsam;
Nasıl, nasıl, size derdimi.
Bir dert ki yürekler acısı,
Bir dert ki düşman başına.
Gönül yarası desem..
Değil !
Ekmek parası desem..
Değil !
Bir dert ki..
Dayanılır şey değil !
Orhan Veli Kanık
İçimizdeki bu can sıkıntısı bazen yaşama isteğini azalttığı gibi, bazen de ufkumuzu açar, yaşama isteğimizi kamçılar.
Yaşadığımız dünyada can sıkıntısı ile yüzleşmek yerine, eğlence ve dikkat dağıtıcı nesnelerle bu sıkıntımızı geçirmeye çalışıyoruz.
Peki başarılı olabiliyor muyuz?
Hepimiz düşündüğümüzde, kendimin de çok kez yaptığım gibi, bir yama yapıyoruz bu duygumuza.
Başladı can sıkıntısı!
Hadi o zaman bir film izleyelim, dağıtalım kafamızı. Ya da bir kitap okuyalım. Hiç olmadı en yakın dostumuz olan telefonu cebimizden çıkarıp kaydıralım bütün gün.
Evet, geçti can sıkıntım!
Attık arka plana, tekrar geri gelirse tekrar oyalanacak bir şeyler bulur geçiririz bu sıkıntıyı.
Bu yaptıklarımızla kökten çözmek tabii ki mümkün değil. Öyle olsa her imkanımızın olmasına rağmen arayış içinde olmamız!
Canımızın sıkkın olma duygusu nereden geliyor ki?
Hayatımıza dair anlam arayışımızın belli nesnelere bağlı olması söz konusu değil.
Alt tarafı can sıkıntısı dememek lazım:)
Can sıkıntısında sınır yok.
Bu amca da yaşama isteğini azaltan bir sıkıntı haline dönüştüğü kesin.
Kendini bilmek ne kadar güzel bir söz! Hemen hemen bütün filozoflar, kendini bilmekten bahsediyor. Benlik duygusunun bu kadar yoğunlaştığı bir dünyada durup kendini dinlemek, haddini bilebilmek için düşünmeye fırsat yok. Demiştik ya, bazen de bu can sıkıntıları yaşama isteğimizi kamçılar diye.
Nasıl geçer bu can sıkıntısı !
Biraz bu sıkıntılara imkân vermek gerekiyor. Hemen geçiştirecek şeylerle meşgul etmeden düşünmek, kendimizi bulmak, haddimizi bilmek ne güzel olurdu. Aksi takdirde yeni can sıkıntılarına kucak açmış olmaz mıyız?
Sunni gündemlerin hayatımızı her an meşgul ettiği bu kirli dönemde insanın içine bakmasının kıymetini hatırlatan harika bir yazı. Kaleminize sağlık.
Güzel düşünceleriniz için çok teşekkür ederim.