Tek Yıldızlı Otel ⭐️
Evliliğimiz boyunca her sene yaptığımız kampın ardından bu yıl bir değişiklik yapıp otele gitmeye karar verdik. Bol yıldızlı, konforlu bir otel yerine tek yıldızlı bir otele yerleştik. 🙂
Çadırdan sonra tek yıldız bile lüks geliyor insana.
Beş gece kaldığımız otelde her şey kusursuz bir düzen içindeydi. Kahvaltı saati belli, akşam yemeği saati belli… Her şey düzenli, konforlu ve sakindi.
Hatta otelin misafirlerine vadettiği en güçlü şey belki de sessizlikti.
Dinlenebilene tabii. 🙂
Galiba biz bu düzene pek adapte olamadık.
Eylül de olamadı.
Üç buçuk yaşında ama üç kamp deneyimi olan bir çocuk olarak, otel hayatı ona da biraz fazla “düzenli” geldi sanırım.
O rahat etsin derken, anlam veremediğimiz huzursuzluklarıyla bizi de huzursuz etmeyi başardı. Dört yaş atakları diyorlarmış. Barcelona takımı gibi hiç dindirmeden başlatıyor atakları. 🙂 Ne yeni bir arkadaş ediniyor ne de gerçekten keyifli vakit geçiriyordu.
Tek Yıldızlı Otelden Milyarlarca Yıldızlı Çadıra ✨
Kahvaltı saati yok.
Akşam yemeği saati yok.
“Bugün yemekte ne var?” diye düşünmek yok.
Canımız ne zaman isterse, ne istersek onu yapabileceğimiz o kamp özgürlüğüne yeniden kavuşmuştuk.
Ve galiba bu özgürlüğü en çok Eylül sevdi.
Otelde kuramadığı arkadaşlıkları kamp alanında kurdu. Çocuklarla oynadı, yeni insanlarla tanıştı, kendi küçük dünyasının dışına çıkıp bir şeyler deneyimledi.
Çadır kurmaktan ateş yakmaya, odun toplamaktan kendi başına alışveriş yapmaya kadar birçok sorumluluk aldı.
Kampın ağası gibi takılıyor, herkes tarafından tanınıyordu.
Bir de sabahları değişti.
Otelde benim,
“Hadi kalk kızım, kahvaltıya gidiyoruz,”
dememle uyanırken kamp alanında sabahları simitçinin taze simit bağırışlarıyla uyanmaya başladı.
Simit kim ister?
Hatta simitçiye özenip kamp içinde dolanmaya başladı:)
Meteor yağmuru
Son gecemizde meteor yağmuru olacağını öğrendik.
Sandalyelerimizi alıp sahile indik.
Havai fişek gösterisi gibiydi.
Annesinin kucağında, gökyüzünde jet hızıyla kayan meteorları izledi.
Gündüz simitçiyle ilgili peş peşe sorular soran kızımız, gece yıldızların birer birer kaymasıyla adeta küçük bir astronomi bilimcisine dönüştü.
“Bu neden kayıyor?”
“Nereye gidiyor?”
“Bir daha gelecek mi?”
“Bu da yıldız mı?”
Sorular bitmek bilmedi.
Ve o an yine düşündüm:
Çocuklarla yetişkinler arasındaki en büyük fark belki de bu.
Keşke bizimde bu merakımız hep sürse.
Bavula sığanlar
Biraz huzursuzluk,
çokça özgürlük,
bolca merak,
milyarlarca yıldız,
Eylül’ün hiç bitmeyen soruları
ve tabii ki biraz da Assos zeytinyağı sığdı.
Tatili bitirmek istemeyen Eylül 🙂

Keşke her kamp alanı hayalindeki gibi olsa yada kaldığın hey yer anlattığın gibi olsa evet kamp hayatı çok güzeldir ama kamp yapacak yer bulmak zordur….özellikle kadın ve çocuk için … Ama genede dediğin gibi bir yere bağlı olmaktan iyidir … Güzel bir yazım olmuş emeğine sağlık
Teşekkür ederim abi.Gerçekten artık kamp yapmayı bilenlerin olduğu ortamı arıyoruz en önemlisi o çünkü.
Ben de ilk kampimi Eylulle yaptim hem de daha annesinin karnindayken 🥹❤️ Belki de o yuzden kampi bu kadar seviyorum Eylulle daha dogmadan baslayan bir kamp arkadasligimiz var 🏕️✨ Onun boyle merakli ozgur ve dogayla ic ice buyumesini okumak cok guzel iyi ki Eylul var iyi ki ilk kamp arkadasim olmus ❤️ Nice Yıldızlı günlere ⭐️⭐️
Evet çok güzel bir kamptı.iyi ki sen de varsın♥️ nice yıldızlı kamplarınız olsun.